Verimlilik Nedir? Çeşitleri
Yrd. Doç. Dr. Verda CANBEY ÖZGÜLER
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ
e-posta: vcanbey@anadolu.edu.tr
web: http://www.yeniekonomi.com


Giriş

Günümüzün rekabetçi piyasa koşullarında verimlilik, her firma ve örgüt için yaşamsal önem taşımaktadır. Verimlilik konusunda yeterli başarıya ulaşamayan birimler uzun dönemde yok olmaya mahkum olmaktadırlar. Verimlilik; sadece ekonomik birimlerin ve bireyler için değil, aynı zamanda ulusal ekonomik ve toplumsal kalkınma için de önemli bir kaynaktır. Verimlilik konusunda son yıllarda şekillenmeye başlayan yaklaşımın; verimliliğin neden önemli olduğu tartışması yerine, verimliliğe nasıl ulaşılacağı biçiminde olduğu görülmektedir.

Verimlilik kavramı son derece geniş bir kapsama sahiptir. Geniş anlamda verimlilik; üretim araçlarının ekonomik etkinliklerinin bir bütün olarak ölçülmesi demek iken, dar anlamda verimlilik üretime katılan her faktörün bir birimine düşen üretim faktör miktarının ölçülmesi ve devreler itibarıyla bu sayıların birbirleriyle karşılaştırılması anlamına gelmektedir. Yapılan tanımlardan, verimlilik kavramının kendisiyle birlikte bir ölçme unsurunu da birlikte getirdiğini göstermektedir.

Verimlilik konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bu kavramın göreli bir nitelik taşımasıdır. Bir işgörenin, firmanın, sektörün ya da ekonominin verimliliğinden söz edilirken karşılaştırmalar yapılmaktadır. Burada önemli olan, neye ve kime göre, ne kadar verimli olduğudur. Dolayısıyla, aslında, “Verimli olmak gerekir” dendiğinde anlatılmak istenen, “verimliliği artırma gereği”dir. Bu durum, “verimli olmak değil, daha verimli olmak” biçiminde özetlenebilir. Diyelim, bir dizgici aynı araç-gereci kullanarak bir sayfalık metni dün ortalama 5 dakikada, bugün 4.5 dakikada dizmişse, bugün düne göre daha verimli olmuş demektir.

1. Üretim Faaliyeti ve Verimlilik


İnsanın hayatını sürdürebilmesi, ihtiyaçlarını karşılamasına bağlıdır. Beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçlardan; sağlığını koruma, yeni bilgiler edinme, edinilen bilgileri gelecek kuşaklara aktarma, kültür ve sanatla uğraşma, dinlenme, eğlenme, kendi ülkesinde ve başka ülkelerde yaşayan insanlarla ilişki kurma, seyahat etme gibi gelişip çeşitlenen ihtiyaçların karşılanması yaşamsal olmaktadır.

Günümüzde, insan ihtiyaçlarının büyük bölümü doğada hazır olarak bulunamadığından üretilmeleri gerekmektedir. İlk insanlar ağaçlardaki meyveleri toplayarak, güçlerinin yettiği hayvanları avlayarak beslenme ihtiyaçlarını; avladıkları hayvanların kürk ve derilerini kullanarak da giyinme ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı. Ancak nüfus arttıkça bunlar yetmemeye başladığından insanlar bazı bitkileri kendileri yetiştirmeyi öğrendiler; daha büyük hayvanları, daha çok sayıda avlayabilmek için birtakım aletler yaptılar. Böylece ortaya çıkan üretim faaliyeti çağlar boyunca büyük gelişmeler göstermiştir. İlk insanların basit üretim faaliyetleri ile günümüzün gelişmiş modern üretimi arasında ortak özellikler bulunmaktadır. İşgücü, hammadde, arazi, enerji, alet ve malzemeler gibi üretim kaynakları kullanılarak mal ve hizmet üretilmesi söz konusu olmaktadır. İkinci ortak özellik ise üretimde işbölümünün varlığıdır. Üretim faaliyeti içinde insanlar arasında bir işbölümü olur ve kimi insan yönetici, kimisi mühendis, kimisi teknisyen ya da memur, kimisi de işçi olarak kendi üstüne düşen görevi yapar. “Verimlilik” kavramı da, üretim sırasında kullandığımız insan gücü, hammadde, alet ve makineler, enerji, su, toprak, gübre gibi kaynaklarla elde edilen ürün arasındaki ilişkiyi, oranı ifade etmektedir. 19. yüzyılın ortalarına kadar insanların uğraştıkları işler tarım, zanaat ve ticaret etrafında toplandığından, verimlilik kavramı önce tarımsal faaliyetler ile ilgili olarak tanımlanmaktaydı. Sulanan, gübrelenen toprak, ıslah edilmiş tohum, aşılanmış ağaç, bu dönemde verimliliği artırmak amacıyla geliştirilen yöntemlerdir. Sanayi devriminden sonra ekonomik hayat büyük değişikliklere uğramıştır. İktisadi faaliyetler çoğalmış, yoğunlaşmış ve karmaşık bir hale gelmiş, verimlilik kavramının tanımı da üretim sürecinde yaşanan bu gelişmeleri yansıtacak hale gelmiştir. Verimlilik aslında, kendi başına amaç olmaktan çok, yaşamanın, gelişmenin bir önkoşulu olarak karşımıza çıkmaktadır. Üretmeden yaşamı sürdürmek, daha iyi yaşayabilmek mümkün değildir.

2. Verimlilik Kavramı ve Anlamı

“Prodüktivite” yaklaşık 200 yıldan beri kullanılagelen bir sözcük olup, Fransızca’da “produire” (üretmek) mastarından türetilmiştir. Türkçeye tam karşılığı aktarılmak istenirse “verimlilik” veya “üretme yeteneği” olarak ifade edilebilir. Prodüktivite, üretkenliğe elverişli nitelikler taşıma anlamına gelmektedir. Oysaki verimlilik, üretkenliğe elverişli durumu anlatmaktan çok, iktisadi faaliyetlerden elde edilen sonuçların ölçülerek, karşılaştırılarak ortaya konduğu olumlu bir sonucu vurgulamaktadır. Ancak prodüktivite ve verimlilik kelimelerinin eşanlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir.

Çeşitli yazar ve kurumlar verimliliği şöyle tanımlamışlardır:


-Hammadde ve işçiliğin yararlı mal ve hizmetlere dönüşme oranı.
-Çeşitli kaynakların kullanılışındaki etkenliği saptayan bir ölçüt.
-Ekonomik sistemin, malların tüketiciye ulaşması sürecindeki başarısının ölçütü.
-Kaynakların, insanların gerek duyduğu mal ve hizmetlere dönüştürülmesindeki etkenlik.
-Değişme gücü olan mal ve hizmet üretme yeteneğinin ölçüsü.
-Kullanılan kaynaklar karşılığı elde edilen çıktı miktarı.
-Belli üretim faaliyetleri için çıktılar ile girdiler arasındaki oran.

3. Verimliliğin Önemi

Verimlilik daha üstün, daha iyi, daha huzurlu bir hayat sağlamak için, var olduğu günden bu yana çaba gösteren insanoğlunu, bu amaçlara ulaştıracak, üretim sürecinden beklenen sonuçları daha olumlu hale getirecek bir araçtır. En genel tanımlamaya göre; verimlilik üretim sürecine dahil edilmiş öğelerin, birbirleriyle karşılıklı etkileşimleri sonucunda, elde edilen çıktıyı optimal noktaya çıkaracak bir miktar (kantite) ilişkisi içerisinde olmalarıdır. Buradan anlaşıldığı gibi verimlilik; hizmet veya mal üreten bir sürecin, ürettiği çıktı ile bu çıktıyı elde etmek için kullandığı girdi (kaynaklar) arasındaki ilişkiler bütünüdür.

Sınırsız ihtiyaçları karşılayacak kaynakların kıt olması bunların en iyi şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Eski iktisat kitaplarında kıt kaynak sayılmayan temiz hava, temiz su, temiz çevre artık kıt kaynak sayılmaktadır. Genel anlamda verimlilik insanın mükemmele ulaşma çabasının bir sonucudur. ILO 2 Ekim 2000’de düzenlenen forumda verimlilik  “kullanıcıların talep ettiği ürün ve hizmetlerin hangi etkinlikte üretildiğini” belirleyen bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Burada önemli olan talep edilen mal ve hizmetleri üretmek ve bu üretim sırasında kaynakları etkin olarak kullanmaktır. Talep edilmeyen bir ürün üretiliyorsa etkinliğe bakılmaksızın girdilerin israf edildiğini söylemek mümkündür.  Eğer etkinlik ihmal ediliyorsa mamulün üretim maliyeti ne kadar düşük olursa olsun verimli olunmadığı sonucuna ulaşılabilir. Bu aşamada çıktıyı büyütme ya da girdiyi azaltma durumu söz konusu olmaktadır. Üretim sırasında yapılan üretim planına göre mevcut durum belirlenerek hedefler saptanır ve verimlilik programı yapılır. Daha sonra verimlilik ölçümü yapılarak gerekli iyileştirmeler gündeme getirilir. Bütün bu süreçlerde nitelikli elemanlar oldukça önemli olmaktadır.  Verimlilik konusu büyük ölçüde üretimdeki emek faktörüne bağlıdır. Diğer tüm üretim faktörleri açısından da verimlilik söz konusu olmakla birlikte emek verimliliği yapılan verimlilik tartışmalarında en önemli yeri tutmaktadır.

4. Verimliliğe Yakın Kavramlar

Verimlilik, verim, karlılık, ekonomiklik, etkenlik ve etkililik kavramlarıyla yakından ilişki içerisindedir. Verimlilik kavramı ile ilişkili, ancak aynı anlama gelmeyen bu kavramların, çoğunlukla verimlilik ile aynı anlamda kullanıldıkları gözlenmektedir. Bu nedenle, söz konusu olan kavramlara en genel tanımlarıyla açıklık getirmekte fayda vardır.

Verim: Çoğu kez üretim süreci sonunda elde edilen çıktının büyüklüğü olarak  anlaşılmaktadır.  Ton, metre vb. fiziksel birimlerin yanı sıra, parasal birimlerle de tanımlanır.

Ekonomiklik (İktisadilik): Belirli bir dönem sonunda elde edilen satış hasılatının bu dönem boyunca yapılan harcamaların toplamına bölünmesiyle hesaplanabilen bir orandır.

Etkenlik: Üretim süreci sonunda elde edilen çıktının, elde edilmesi beklenen standart  çıktıya oranıdır. “Yararlı çıktı sağlamak için kaynakların ne ölçüde etkili kullanıldığı” şeklinde de tanımlanabilir.

Etkililik: Belirli bir dönem sonunda başlangıçta herhangi bir biçimde tanımlanmış  amaçlara   ulaşabilme derecesi olarak belirlenmektedir. Sayısal olarak tanımlanabileceği gibi çeşitli nitelemelerle de ortaya konulabilir. “Gerçekleşmesi mümkün olana kıyasla gerçekleşen”  şeklinde de tanımlanabilir.

Karlılık: Belirli bir dönem sonunda elde edilebilen karın bu dönem boyunca kullanılan  sermaye değeri toplamına bölünmesi ile hesaplanabilen bir orandır.

Verimliliğin tanımlanmasında ve ölçülmesinde dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, karlılık ile verimliliğin birbirlerinin sonuç ve sebepleri olmayabilecekleri ve aralarında doğrusal bir bağıntı kurulamayacağıdır. Fiyat artışları yüksek karlar getirebilir ama işletmede verimlilik düşüyor olabilir. Bunun tam tersi de doğrudur; verimli üretilen her mala olan talep yüksek olmayacağından, kimi durumlarda artan bir verimliliğe rağmen, kardan söz edilemez.
Dikkat edilmesi gereken bir başka konu, maliyetlerde sağlanacak bir düşüş ile her zaman verimliliğin artırılacağını düşünmenin, bir işletmeyi yanlış kararlara sürükleyebileceği gerçeğidir. Çoğu kez iyi planlanmadan gerçekleştirilen maliyet düşüşlerinin ardında, ürünün kalitesinde azalma yatar. Piyasa koşullarının gittikçe daha zorlaştığı ve gümrük duvarlarının ortadan kalktığı zamanımızda, verimlilik kavramının kalite ile olan ilişkisi gittikçe sağlamlaşmaktadır. Burada söz edilen yalnızca ürünün değil aynı zamanda yönetimin, işgücünün ve çalışma koşullarının kalitesidir.

5. Verimlilik Çeşitleri

Verimlilik, küresel olarak ya da üretim faaliyetlerine katılmış faktörlerden her biri için ayrı ayrı hesaplanması mümkün bir kavramdır. Verimlilik, firma içinde olduğu kadar, herhangi bir iktisadi faaliyet dalının tamamını kapsayan düzeyde –söz gelimi demir-çelik üretiminde, otomotiv sanayiinde, dokumacılıkta, tarımsal üretimde, vs. – ele alınıp hesaplanabilir.

Üretim sürecinin devamı ve çıktıların elde edilmesi için gerekli olan kaynaklar çeşitlilikleri ve – üretime, dolayısıyla verimliliğe olan katkılarının etkenliği açısından – işletmeden işletmeye farklılık gösterirler. Üretim sürecini oluşturan faktörler birden fazla olmasına rağmen, bu faktörlerin yalnızca birisine göre yapılacak bir verimlilik ölçümü gerçekten uzak ve yanıltıcı olacaktır.

Birim zamanda, örneğin bir günde, bir ayda ya da bir yılda, üretilen mal ya da hizmetin büyüklüğü ölçülerek, onu üretmek için kullanılan kaynağın ya da kaynakların miktarına bölünürse, verimlilik oranına ulaşılır. Çeşitli hesaplamalar sonunda bulunacak verimlilik oranları ya da katsayıları, tek başlarına pek fazla anlam ifade etmemektedir. Bu oranları karşılaştırmalı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Söz konusu karşılaştırmalar ise bir işletmenin çeşitli bölümleri, değişik işletmeler, sektörler ya da ekonomiler arasında yapılabileceği gibi, tek bir ürün, işletme, sektör ya da ekonomi düzeyinde veya değişik zaman dilimleri arasında da yapılabilir.

Verimlilik, üretim sürecinde kullanılan girdi ile üretim miktarı arasındaki ilişkiyi ifade eden bir kavramdır. Teknik olarak ifade edilirse, verimlilik çıktının girdiye oranı şeklinde tanımlanır . Girdi ve çıktının fiyatı ya da maliyeti değiştiğinde, verimlilik oranını da değişmektedir . Girdi ve çıktı arasındaki oranın belirlenmesinde farklı yöntemler kullanılmaktadır. Buna göre; fiziki ve parasal verimlilik , ortalama ve marjinal verimlilik , mikro ve makro verimlilik, kısmi ve toplam verimlilik olmak üzere verimlilik değişik yöntemlerle hesaplanmaya çalışılmaktadır.

6. Verimliliği Etkileyen Faktörler


Verimlilik faktörlerini sınıflandırırken, kontrol edilebilirlik (denetlenebilirlik) açısından da bir sınıflandırmaya gidilmesi faydalı olacaktır. Bu noktada karşımıza dış ve iç faktörler olmak üzere iki ana sınıf çıkmaktadır.

6.1. Verimliliği Etkileyen İç Faktörler

İç faktörler arasında da katı ve esnek olarak iki ayırıma gidilir bunun nedeni, verimlilik faktörlerinin kumanda edilebilmelerine göre sınıflandırılmalarının gerekliliğidir. Çünkü verimlilik artırmaya yönelik tüm yöntemler bu faktörleri etkin bir şekilde denetlemeyi hedefler. Kuşkusuz tüm faktörler üzerinde sağlanabilecek etkinlikler de sektörden sektöre, pazardan pazara farklılıklar gösterirler.

Katı faktörler arasında yer alan “ürün faktör verimliliği” , üretilen ürünün, üretim süreci sonucunda elde edilen çıktı için gerekli özelliklere uygunluk derecesidir.

“Ürünün“ katı bir verimlilik faktörü olması çok doğaldır, çünkü ürün özellikleri birçok dış ve iç etken tarafından belirlenir. Bu sebepten dolayı bu etkenlerin her biri için uygunluk sağlanması gerekmektedir.

Fabrika ve teçhizat verimliliği, kullanım, yaş, modernizasyon, maliyet, yatırım, fabrikada üretilen teçhizat, kapasiteyi artırma, stok kontrolü, üretim planlama ve kontrolü, vb. gibi konulara özen göstererek artırılabilir. Verimlilik artışında çok önemli bir rolü olan bir diğer faktör, teknolojik yeniliktir. Gelişen teknoloji ile birlikte artan otomasyon ve yaygın bilgi teknolojisi, mal ve hizmet miktarlarındaki artış, kalite geliştirme, yeni pazarlama yöntemleri gibi değişen koşullara verimli bir şekilde uyumu sağlar.

Diğer bir katı verimlilik faktörü de malzeme ve enerjidir. Daha önce de değinildiği gibi burada yapılmaması gereken hata verimlilik ile maliyet düşüşünün birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin daha düşük kaliteli bir malzeme kullanımı ile ürün maliyetinin düşebileceği açıktır. Böylece verimlilikte de bir artış var gibi gözükebilir. Oysa gerçekte ürünün kalitesinde de bir düşüş söz konusudur ki bu verimliliği kötü etkilemektedir.

Esnek verimlilik faktörleri olarak insan (emek), organizasyon ve sistemler, iş metotları ve yönetim biçimleri sınıflandırılmaktadır.

Günümüz endüstrileşmiş toplumlarının vazgeçilmez kurumları durumunda olan işletmeler,  belirledikleri hedeflere ulaşabilmek amacıyla çeşitli faktörlere ihtiyaç duymaktadırlar. İşte insan, bu faktörlerden belki de en vazgeçilmez olanıdır. İnsan emeği, diğer üretim faktörleriyle birleşerek işletmenin amaçlarına katkıda bulunur. Fakat üretim faktörleri içinde en önemli ve kuşkusuz, en zor kontrol edileni “emek” faktörüdür. Bununla birlikte insanoğlu, yapısı gereği çalışmayı sevmeyen bir varlıktır. Bu nedenle, çalışana iş ortamını ve çalışmayı sevdirmek, böylece daha verimli bir çalışmaya yöneltmek, yöneticilerin en fazla üzerinde durmaları gereken bir konudur.

Çalışandan bekleneni alabilmek için onu en iyi şekilde motive etmek gerekmektedir. Motivasyon, çalışanları işletmenin amaçlarına yaklaştırmak, inandırmak ve özendirmek için yapılan tüm eylem ve uğraşlardır. Özellikle son yıllarda çalışanların güdülenmesi olayı birçok yönetici ve bilim adamının ilgisini çekmiş ve bu konuyla ilgili kuramlar geliştirilmiştir. Bununla birlikte günümüz işletmeleri, üretimde verimlilik artışı yanında daha birçok konuda (endüstri ilişkileri, pazarlama, iş değerlendirme, vb. ) motivasyon araç ve tekniklerinden yararlanmaktadırlar. Motivasyon sürecinde ise işletmelerde kullanılan parasal veya parasal olmayan birçok özendirici araç etkilidir.

Emek verimliliği, üst yönetimin, çalışanları, onların yaratıcı yeteneklerini işletmeyi sarmalayan sorunların çözümünde kullanmaları doğrultusunda teşvik ederse ve buna uygun bir çalışma ortamının doğmasını sağlarsa, en iyi biçimde artırılabilir.

Çalışma verimliliğine etki eden bir sonraki en baskın faktör ise işçinin çalışma ortamında bağlı bulunduğu gruptur. İşçinin dahil olduğu çalışma grubu, kişisel verimliliğe pozitif veya negatif yönde etki edebilir. İşgörenin iş hayatını birlikte paylaştığı çalışma grubu, takım çalışması, grup içi - gruplar arası rekabet ve askeri terminolojide de “yüksek moral” denilen grup dinamiğini oluşturup besleyerek işgörenin kişisel verimliliğini olumlu yönde etkileyebilir. Bu tür grup dinamiklerinin oluşturulması ise yöneticilerin başarısına bağlıdır.

Otomotiv sektöründe takım çalışmasının verimlilik üzerine etkileri İsveç’te Volvo firmasında yapılan bir araştırma sonrasında ölçülüp kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar sonucunda elde edilen bulgulardan birisi de grup üyelerinin ve grup içindeki görev dağılımının grubun kendisi tarafından belirlenmesinin, katılım ve performansı artırdığıdır.

Grup içi dinamiği, dışarıdan, örneğin yukarıdan gelecek bir kontrolden çok daha fazla etkin bir şekilde grup üyelerinin çalışma ve yaratıcı düşünme performansını otokontrol mekanizmasıyla yükseltecek ve iş verimliliği üzerine olumlu katkılarda bulunacaktır.

Emek yoğun ekonomilerde çalışma metotları, verimliliğin artırılması için uygun bir alan teşkil ederler. Her durumda iş metotları daimi gelişmeye açıktırlar. Kısaca çalışma metodunun geliştirilmesi teknikleri, işin yapılma şeklini, insanın yaptığı hareketleri, kullanılan araç, gereç ve tezgahları, atölye düzenini, üretim organizasyonunu, malzeme manipülasyonunu geliştirerek üretimin verimliliğini artırmayı hedefler.

6.2. Verimliliği Etkileyen Dış Faktörler


Tanımdan da anlaşıldığı gibi dış faktörler, bir işletmenin denetimi dışında, iç faktörler ise bir işletmenin denetimi altında olan faktörlerdir.

7. Verimlilik Ölçüm Yöntemleri


Verimlilik, daha önce de yapılan tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere en genel anlamda üretim faaliyeti sonucu elde edilen çıktının girdiye bölünmesiyle bulunan bir katsayıdır.

Başka bir ifade ile, üretimin üretim faktörleriyle ilişkilendirilmesi sonucu ortaya çıkan bir değerdir.

Verimlilik formülünde paydadaki değerlerin sabit kabul edilerek en yüksek çıktı miktarlarının elde edilmesi verimliliğin maksimizasyonu olarak adlandırılır. Paydadaki değerler sabit kabul edilerek bu çıktıların en az girdi miktarları ise gerçekleştirilmesine de verimliliğin minimizasyonu adı verilmektedir.

Verimliliğin söz konusu olabilmesi için pay ve paydadaki değişkenlerin artış veya azalış göstermesi gerekmektedir. Bu durumda paydaki artışın paydadaki artıştan daha büyük olması verimliliğin arttığı sonucunu vermektedir. Pay ve paydadaki azalmalarda verimliliğin hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Ancak, paydaki azalmanın paydadaki azalmadan daha büyük olması halinde verimlilik ölçümü söz konusu olabilmektedir.

8. Verimlilik Arttırma Yöntemleri

Bir işletmenin verimliliğini artırmak için çok çeşitli tekniklerden yararlanılabilir. Var olan yöntemlerden hangilerinin seçileceği birçok faktöre bağlıdır:   İşletmenin uğraşları, sanayii kolu, pazar yapısı, işletmenin zayıf ve kuvvetli yönleri, işletmenin istihdam yapısı, verimlilik artırıcı yöntem için öngörülen süre ve maddi kaynaklar, vb. Yine de bu tekniklerin hemen hemen hepsi çoğunlukla bilgi toplama ve iş etkinliğini artırma amacına yöneliktir.

Verimlilik artırmak için kullanılan yöntemler başlıca iki ana gruba ayrılır:

  • Teknik yaklaşımlar yoluyla verimlilik artırma yöntemleri
  • Davranışsal yöntemler yoluyla verimlilik artırma yöntemleri

     Teknik yaklaşımlar yoluyla verimlilik artırma yöntemlerinin en yaygın olarak kullanılanları iş etüdü, tam zamanında üretim yöntemi, pareto analizi ve fayda/maliyet analizidir.

  • Verimlilik artışı için kullanılan davranışsal yöntemler “işletme psikolojisini” değiştirmeyi amaçlar. Bunu gerçekleştirmek için de çeşitli organizasyon şekillerinden yararlanırlar. Bu organizasyon şekilleri de çeşitli motivasyon ve katılımı güçlendirme araçlarını kullanırlar. Davranışsal yaklaşımlar yoluyla verimliliğin artırılmasında başarı sağlanması, teknik yaklaşımlar yoluyla verimliliğin artırılması yöntemlerine oranla çok daha zordur. Her şeyden önce işletmelerde bu konudaki bilgi ve birikim çok azdır. Bu yaklaşım doğrudan insan psikolojisini ele aldığından, bu tekniklerin standart kalıplara sokulması veya kesin sınırlarının çizilmesi çok güçtür. Üstelik insan, psikolojik açısından çok zor kontrol edilen bir varlıktır. Bu da davranışsal tekniklerin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bir diğer zorluk ise, bu yaklaşımların yardımıyla verimlilik artışı elde edilebileceği konusunda birçok kişinin özellikle yöneticilerin ikna olamamasıdır. Bu da genellikle davranışsal yaklaşıma yönelik tekniklerin güven ve bilgi eksikliğinden dolayı uygulanmaması veya uygulansa bile, gerekli şartlar sağlanmadan uygulanmaları sonucu başarısız olmalarını doğurur.

    Verimlilik artırma yöntemlerinin teknik ve davranışsal yaklaşımlar olarak ikiye ayrılmasının sebebi bu tekniklerin birbirlerinin alternatifleri olmadığındandır. Aksine bu teknikler birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadırlar. Birçok durumda birlikte uygulanmadıkları takdire etkisiz kalırlar. Örneğin karar verme sürecini aşağıya çekmemiş bir işletmede, tam zamanında üretim tam anlamıyla başarılı olamayacaktır.

    Davranışsal yaklaşımlar yoluyla verimlilik artırma yöntemleri olarak şu yöntemler sayılabilir:

  • Yaratıcı Düşünmenin Yaygınlaştırılması
  • Toplam Kalite Yönetimi
  • Kalite Çemberleri Uygulamaları
  • Örgüt Geliştirme Tekniği
  • Beyin Fırtınası Tekniği
  • Nominal Gruplama Tekniği
  • Verimlilik Artırıcı Teklif Sistemi (VATS)


    Kaynak ..... :
    www.yeniekonomi.com/word_belgeler/verimlilik.16.6.2005.doc